Genel

KÜÇÜKTÜK DAHA...

12:03:00



B uzdolabının üstünü görebilmek için boyumuzun uzamasını dilediğimiz günlerdi... Çok merak ederdik: ”Acaba ne var üstünde?” diye. Çoğu zaman bir sandalye yardım ederdi görebilmemize...:)



Küçüktük daha...



Merdiven çıkmak zor gelirdi. Bağırırdık balkonların altından: ”Aaanneee!”, annemiz çıkınca da: “Para aaat!”. O parayı istememizin sayısız nedeni olurdu. Çünkü ya kapıdan baloncu geçerdi, ya topumuz patlardı yanlış kale çizgilerinde ya da komşumuzun kızı bakkala gidip, elinde bir şeylerle geri dönerdi. Sayısız kere seslenirdik annemize: “Annee! Para at!” diye...



Küçüktük daha...



Kışın karla oynamak için çıktığımız sokaklara yazın toprakla oynamak için çıkardık. Ama sanki yaz daha bir güzeldi. Çamurdan yapılan pastalar, ip atlamalar, evin arka bahçesindeki otların ormana dönüştüğü piknikler ve tabi komşu bahçelerin ağaçlarına dalıp kiraz toplamalar... Her ağaca çıktığımızda “Biri gelir” diye aşağıda nöbetçi bıraktığımız arkadaşın bizi ağaçta unutması... Hem de elindeki kirazlarla beraber! Gerisi mi? Gerisini tahmin edersiniz işte! Önce bahçe sahibinin sesi, sonra da uzakta görünen kendisi...:)))


Küçüktük daha...



Akşamüstleri başlardı asıl oyunlar... Yakan toplar, dokuz taşlar, “elim sende”ler ve tabi ki keyfi ancak hava kararınca çıkan saklambaçlar... Gece saatlerine kadar oyun oynadıktan sonra, açlıktan ölmek üzere olduğumuzu hissedince eve giderdik. O saate kadar bizi bin kere eve çağırmış olan annemizden korkarak... Ne kadar saklasak nafile! Annemiz her seferinde anlardı üstümüzü ne kadar çok kirlettiğimizi. ”Üstünüz başınız toz toprak içinde! Ben sizi böyle mi yolladım sokağa?” diye kızardı bize. Nasıl olsa tecrübeliydik biz de..Dooğru banyoya! :))


Küçüktük daha...


Ama artık büyüdük, her ne kadar bir tarafımız hep çocuk kalsa da... Ve artık biliyoruz buzdolabının üstünde ne olduğunu ne olmadığını... Daha doğrusu hiçbir şey olmadığını... Evin bilmediğimiz, yetişemediğimiz bütün yüksekliklerini görüyoruz. Ama o çocukluktaki sırları bir türlü çözemiyoruz... Bir çoğumuz unuttuk hayal kurmayı ve hatta küçüklükten kalma hayallerimizin birçoğunu. Şimdi “Küçüktük daha...” diyoruz eskiye dönüp bakınca ve umursamıyoruz buzdolabının üzerindekileri...


Büyümeyi mühim bir şey mi sanıyoruz acaba?



Evet... Evet biz büyümeyi mühim bir şey sandık durduk ömrümüz boyunca...

Eğer büyümenin asıl anlamını söyleselerdi, hiç istemezdim büyümeyi, inan bana! Ben büyüdükçe dertlerim de büyüyormuş oysa...

11 Mayıs 2004 - Şehnaz Baykuş

You Might Also Like

2 yorum

  1. Yazınızı beğendim. İzin verirseniz kendi blogumda paylaşmak istiyorum. Saygılarımla
    Melih

    YanıtlaSil
  2. hayalperestim7 Ocak 2016 07:40

    Kusura bakmayın yeni gördüm. Kaynak belirtirseniz elbette olur.
    İlginize teşekkürler :)

    YanıtlaSil