Genel

kırıklar...

05:08:00

Kuruyoruz, kurguluyoruz...



Doğduğumuz andan beri yaşadığımız ve yaşayacağımız hayat başlı başına bir senaryo oluyor...



Önce günü geçirmeye çalıştığımız küçük kısa hikayelerle başlıyor hayat. Çocukluk... Gün içinde adına oyun dediğimiz çeşit çeşit doğaçlamalar... "Evcilik"ler, "Doktorculuk"lar, "Terzicilik"ler...



Sonra önümüze koyup şekillendirmeye çalıştığımız bir hamura dönüşüyor hayat. "İdealler" giriyor devreye, "hayaller" giriyor... Yaşanacak bütün yılların bir taslağını çıkarmaya çalışıyoruz. Okuyacağımız okulları, edineceğimiz mesleği, evleneceğimiz yaş sınırlarını tek tek belirlemeye çalışıyoruz. Hayat bir anda "kısa film" doğaçlamalarından çıkıp, "uzun metrajlı bir film" halini alıyor. Yönetmeni biz, senaristi biz, başrol oyuncusu yine biz...



Gerçekleştirebildiklerimizden bir şeyler çıkıyor sonra... Oturup izliyoruz. Kimi zaman "daha yolun başı" denilecek bir yeri oluyor durduğumuz yer. Kimi zamansa yolun yarısına gelmiş bulunuyoruz izlemek için.



Hatalar sarıyor her yanımızı... Yanlış seçilmiş cümleler, senaryoya dahil edilmemesi gereken kişiler, hatta bazen hikayenin geçtiği şehir... Beğenmiyoruz izlediğimizi...



Sanki bu bizim kurguladığımız hayat değil gibi... Sanki bir başkası yazmış da biz karşılıksız bir şekilde oynamışız gibi...



Birden paramparça oluyor her şey. Dekor dökülüyor. Oyuncular çıkıyoruz kadrajdan... Bir başımıza kalıyoruz kurduklarımızla...



Ya hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek istemekle hata yapıyoruz ya da gerçeğe dönüşebilecek hayaller kurmuyoruz... Burada tek bir soru kalıyor geriye: "Hayaller gerçek olamayacak kadar güzel oldukları için mi hayal diyoruz onlara?"



Bilmiyorum. Tek bildiğim gerçekleştiremedikçe canımı acıtsalar da hayal kurmaktan, daha doğrusu kendime bir hayat kurmaktan vazgeçmeyeceğim... Ve bunu yazmak bile hayal kırıklıklarımın etkisini çoğaltıyor nedense...

1 Ekim 2009 - Şehnaz Baykuş

You Might Also Like

0 yorum